Survival, comorbidities and joint damage 11 years after the COBRA combination therapy trial in early rheumatoid arthritis. Ann Rheum Dis. 2010 May;69(5):807-12.

Önyargıları yıkmak zordur derler, kesinlikle doğru. Ancak itiraf etmeliyim ki, yukarıdaki başlığı yazmak da bir hayli zordu …

Kimi araştırmalar yapılmalarının üzerinden yıllar geçmiş olsa da bir şekilde güncelliğini korumayı (ya da adından bahsettirmeyi diyelim) başarabiliyor. Bunlardan biri de COBRA (Bu blogu takip ettikçe araştırmacıların çalışmalarına isim verirken bir hayli çaba sarf ettiğine siz de tanık olacaksınız) çalışması ki uzun açılımı Hollandacada (!) romatoid artrit (RA) tedavisi için kombinasyon tedavisi anlamına geliyor. Aslında çalışma 1993 ile 1995 yılları arasında yürütülmüş ve ilk sonuçları 1997’de yayınlanmış. COBRA çalışması özetle, erken dönem RA hastalarında salazopirin (SZP), metotreksat (MTX) ve de prednizolon (kortizon)’dan oluşan üçlü (kombine) ilaç tedavisini, tek başına SZP alımı ile karşılaştırıyor. Kombinasyon tedavisi “step-down” olarak adlandırılan bir şekilde uygulanıyor; her 3 ilaç bir arada başlanıyor, özellikle prednizolon dozu bir hayli yüksek (60 mg/gün), ancak takip eden dönemde hem prednizolon hem de MTX azaltılarak kesiliyor. Çalışmanın süresi olan 56 hafta sonunda da, çalışma sona eriyor ve hastalar kendilerini takip eden romatolog tarafından nasıl uygun görülüyor ise öyle takip ediliyorlar.

Bu araştırma esasen “RA hastalarını erken dönemde agresif bir şekilde tedavi edersek hastalığın seyrini değiştirebilir miyiz?” sorusuna yanıt arıyor. Bu sorunun yanıtı hem kısa hem de uzun vadede evet; gerçekten de hem 1. yıl hem de 5. yıl sonuçları (ki ilk yıldan sonra bu yoğun tedavinin devam etmediğini hatırlatmamız lazım) kombinasyon tedavisini destekler nitelikte. Şimdi bu satırları okuduktan sonra romatologların erken dönem RA hastalarına COBRA çalışmasında tanımlanan şekilde kombinasyon tedavisi verdiklerini düşünüyorsunuz değil mi? Kendimi düşündüğümde bu sorunun yanıtı hayır. Herhalde benim dışımda başkaları da böyle düşünüyor olmalı ki, COBRA araştırmacıları (hatta buna biraz bozulmuşlar) sitemkâr bir şekilde “sonuçları bu kadar olumlu olan bir çalışmaya rağmen, romatologlar arasında bu kombinasyon tedavisinin kullanımını yaygınlaştıramadık” diyorlar Annals of the Rheumatic Disease’in Mayıs 2010 sayısında yayınlanan makalelerinin giriş bölümünde. Aslında COBRA araştırmacılarının da fark etmiş olduğu gibi biz doktorlar sadece “mantık” tan ibaret değiliz ve kimi zaman duygularımız verdiğimiz kararları yönlendirebiliyor. Bu kombinasyon tedavisinin yaygınlaşmasını engelleyen “duygusal sorun”, aslında yüksek doz kortizon kullanımının uzun dönem etkileri hakkında yaşanan belirsizlik ve hastaların bu tedaviyi kullanma konusundaki isteksizliği.

Araştırmacılar bu belirsizliği ortadan kaldırma amacı ile orijinal çalışmaya katılan hastaları 11 yıl sonra bulmuşlar ve bu hastaların kaçı hayatta ve kaçında kortizon kullanımı ile ilişkilendirilebilecek hastalıklar (kalp hastalığı, diyabet, hipertansiyon vb) gelişmiş diye incelemişler. Orijinal çalışmaya katılan 155 hastanın 3 tanesi dışında hepsine- şahsen ya da kayıtlarına- ulaşabilmelerini (inanılmaz bir oran) açıklayabilecek tek neden ise Hollanda gibi sağlık kayıtlarının çok iyi tutulduğu bir ülkede yaşıyor olmaları olsa gerek.

Gelelim çalışmanın sonuçlarına; bu kadar yıl sonra kombinasyon tedavisi alan grupta 6, SZP alan grupta 12 kişi ölmüş (gruplardaki hasta sayıları birbirine çok yakın). Kombinasyon tedavisinin (dolayısı ile kortizonun) lehine gibi gözüken bu durum istatistiksel olarak farklı olmasa da (yani tamamen şans eseri bulunmuş bir sonuç olabilse de), en azından kombinasyon tedavisinin ölüm riskini arttırmadığını söyleyebiliriz.

Eşlik eden hastalıklara gelince; kalp damar hastalıkları, osteoporoz (kemik erimesi) ve kırık sıklığında her iki tedavinin sonuçlarının benzer olduğunu görmüşler. Diyabet ve katarakt sıklığında kombinasyon tedavisi alanlarda bir miktar artış gözlenmesine rağmen bu artış belirgin değilmiş. Hatta kombinasyon tedavisi alanlarda kolesterol yüksekliği, kanser ve enfeksiyon sıklığında, çok belirgin olmasa da azalma olduğunu göstermişler. Kombinasyon tedavisinin tek olumsuz uzun vadeli sonucu, bu hastalarda hipertansiyon’un (%24) tekli tedaviye (%11) göre daha sık gözlenmesi olarak bulunmuş.

Sonuç olarak araştırmacılar, COBRA çalışmasında uygulanan kombinasyon tedavisinin uzun dönemde gayet güvenilir olduğunu söyleyip, biz doktorlara (ve de hastalara) daha az önyargılı davranmamız gerektiği mesajını veriyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan makalenin tüm hakları Haber Romatik sitesine aittir. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, alıntılanan makaleye aktif link verilerek kullanılabilir.

Reklamlar